27 Mayıs 2008 Salı

Cadı'ya mı gittik ne :P

Vaktin birinde, Bloggünü’nün ilk sezonunda kalkıp gün ahalisi olarak Aslı Cadısı'na gitmiş, yemiş içmiş eğlenmiştik. Gel zaman git zaman Bloggünü ilk sezonu noktaladık, aramıza yep yeni arkadaşlar kattık, onlara da gidip yedik içtik keyf çattık ve şimdi dönüp dolaşıp tilki misali ürkçü dükkanlarından birine geri döndük. Yani; Bu hafta Bloggünü 2. Sezon dahilinde Cadı Hanım Aslı’ya misafirliğe gitme vakti geldi. Hoş normal şartlarda haftasonu ziyaretimiz olacaktı ama bu defalık böyle hafta içine yayalım dedik. Neyse zaten zamanında şurada geniiişş geniş dedikodusunu yapmıştık Aslı Cadısı’nın. Hoş diyecek daha pek çok şey var ama neyse susayım en iyisi. Zira derler ki “gün olur devran döner” hatta “Bugün bana, yarın sana” da derler, o sebeple susmak bir erdemdir diyorum :P

Bunlar bir yana şimdi Aslı’ya gidecez falan deyince bir an gözümün önüne geliverdi Aslı’nın Mekanı. Tabi Aslı’nın mekan deyince ilk aklıma teması geliyor. Zira seçim konusunda pek sıkıntımız oluyordu ve birazcık(!) zor oluyordu tema seçmek falan. Bir tane güzelce ayarlamış beğendirdim darken yine başladı değiştirsek, şöyle mi yapsak falan. Neyse dün içimden geldi bi kıyak yapayım, bir iki tema bakalım dedim ve bir miktar uğraştan sonra bir tane bulduk, pek de güzel oldu yeni teması Cadı Hanım’ın. “Header” kısmında ve temanın kodlarda ufak tefek oynama yapınca bence gayet keyifli bir hal aldı. Neyse tema bir yana yazdıkları falan filan derken ilk aklıma Kadınlardan asla duyamayacağımız sözlerin derlendiği “Bunları Bir Kadından Hiç Duydunuz mu? yazısı geldi. Hatta;

"Bana bu kadar fazla vakit ayırma arkadaşlarını çok ihmal ediyorsun."

maddesi beni bitirmişti :P. Haa bir de özellikle meesenger’da her lafımın sonunu bir “smile” dediğimiz işaretlerden koyan birisi olarak (özellikle bol bol sırıtan smile kullanırım), bu “smile” denilen şeylerin ortaya çıkış hikayesini yazdığı “Elektronik ortamların vazgeçilmez ikonuyazısı çok ilginç bulmuştum. Tabi o sıralar öyle gizliden gizliden okuyor, bakalım bu gün iş yerinde ne terslik oldu, hangi banka çileden çıkardı acaba ( :P :P ) şeklinde uzaktan uzaktan takip ediyordum. Hoş şu sıralar hemen herkes de olduğu gibi Aslı da biraz blog işinde nefes alıp az yazmaya başladı. Ama şu Haziran bi gelsin, şöyle ortalarına doğru zaten açılır. Yeni projeler var hali hazırda bekleyen, onları hayata geçirirken yeterince moda girer hiç şüphem yok :P

Neyse bakalım geç kaldım zaten daha çene çalıp oyalanmayayım, zaten açım da (hoş doymuş halime ben bile rast gelemedim hiç ama neyse :P ) gidip bi el atayım şu ikramlara, nasılsa anahtar da var, Aslı işteyken yayıla yayıla keyif de yaparım :P

www.tatlicadica.com ‘a gittim geleceğim :P

Hoşçakalın…

13 Mayıs 2008 Salı

Şevval Ödülünü Boşver Altın Getirdim Sana :P

Ya yakın zamanda Blog Ödülleri yapıldı, Eray işini gücünü bıraktı bu iş ile yattı kalktı ve sonunda Blog Ödülleri '08 sonuçlandı. Eksiği fazlası vardı mutlaka ama ilkti ve görmezden gelinebilir ufak şeyler haricinde gayet başarılıydı. Beni bağlayan yanı ise (benim de öylesine katılmış olmam dışında) ödüllerin gittiği kişiler. Daha doğrusu Eğlence Kategorsinde 1. (yazıyla Birinci) olan Şevval. Şevval eğlence adına en iyi blog olmuş, ödülü de kapmış. İşin bir diğer güzel yanı ise BlogGünü etkinliğimizin bu hafta Şevvalde olmuş olması. Çok güzel bir rastlantı olmuş. (Tesadüf değil, tesadüflere yer yoktur hayatta (((: ) Eee ben de BlogGünü sitesinde hemen tebriklerimi ilettim şimdi de altınımla çıktım Şevval'e gideyim dedim. Eee malum saat geç kapıdan verip döneyim.
Aslında bu hafta pek dedikodusu yapılacak bir durum yok. Zira şimdi ben ne dersem diyeyim, diyen demiş diyeceğini ve en eğlenceli blog seçmiş şevvalin blogunu. Şimdi desem Şevval şöyle eğlenceli böyle keyfili yazılar yazıyor, haklı olarak diyeceksiniz ki "eee bunu zaten biliyoruz bilmediğimiz şeyler söyle".
Ya aslında her şeyden önce ben kendimi ve MeCeSe yi kutluyorum. Niye derseniz, zamanında potansiyeli görüp keşfettik Şevvali :P :P MeCeSe'nin Çocukken blogunu görüp ben de girmek istiyorum demiş Şevval ve sonrasında oradan da ben tanışma şerefine erişmiştim (((: Sonrasında BlogGünü 2. sezonuna davet ettik o da katıldı ve şimdi de bu güne geldik işte (((:
Neyse, eğlenceli olması falan bir yana temelinde Şevval'in blogu sadelik ve basitlik üzerine bir yer. Yani gidin okuyun yazılarını böyle kendisini kasmadan aklına gelenleri yazar çizer. Keyif alarak paylaşır yazılarını. Haftasonu gelir "ben yokken eğlenin diye şunları bırakıyorum size" dercesine eğlenceli şeyler paylaşır, hafta sonu dinlenmeye çekilir. İşin özü aslen samimiyet vardır. Blog okuyorsanız, takip ediyorsanız gidin bakın dediklerimin gayet yetersiz olduğunu göreceksiniz. Yeterli şekilde ifade ederim aslında, o konuda sorun yok ama sizin gidip fikir edinmeniz daha doğru olacaktır. Buyrun şöyle alalım sizi, ben de gidip altınımı kapıdan verip geleyim (((:

03 Mayıs 2008 Cumartesi

Pek Muhterem Mühendis Hanım

Blog Günü 2. sezon 3. hafta (tekerleme gibi oldu :P ) İzmir'e doğru uzanıp Başkan Hanım, Başak'a misafir olduk. Eh biraz aç kalır gibi olduysam da yanımda getirdiğim bir iki aperatif sayesinde sorun yaşamadım. Ama Başak'ın da hakkını yemeyelim. Bu durum tamamen benim her an aç olabilme ve doymama vasfımdan kaynaklanıyor, yoksa Başak elinden geleni yapmış , lafımız yok. :P
Neyse oradan ayrılırken, İzmir'e kadar gelmişiz, 4. Haftayı da Dilek'e misafir olarak geçrelim dedik. Hoş ben Başak'dan çıkıp İstanbul'a kaçıp geldim ama çaktırmayın siz :P
İstanbul'a kaçarken Dilek'in blogu takibe başladığım zamanlar aklıma geldi, pek nostaljik bir durum oldu. "Denizaltı gezisi"nden falan bahsetmiş, herkes gitsin görsün dediği bir yazısı vardı, o sıralar takibe başlamıştım. Zaten ara ara böyle "Gezelim, Görelim" misali içeriğe dönüveriyor blogu. Gittiği, gezdiği yerlerden, katıldığı konserlerden falan bahsettiği yazılarını biraz kurcalayınca hemen görürsünüz. Haa bazen suskunluğa bürünür, sınavları sebebiyle. Ama hemen bizzat protesto çekip, isyana başlarım, acımam :P Aynen şurada yaptığım gibi.
Açıkcası blog takibi için RSS kullanmayı sevmeyip, takip ettiğim blogları eski usülle yani "sık kullanılanlar" üzerinden tek tek yoklayan birisiyimdir. Bu yoklama işini en sık yaptığım 2-3 blogdan biri de Dilek'in blogu. (zaten hemen her yazısına yorum yapmış olmamdan bunu anlayabilirsiniz de :P )
Haaa "Ne var da bu kızın blogunda, bu kadar sık yokluyorsun?" derseniz, buyrun cevabı işte burada...