26 Nisan 2008 Cumartesi

Besin'deyiz bu hafta, Aç kalmasam bari :P


Bloggünü etkinliğimiz ivedilikle( bu kelimeye bayılıyorum ya:P) devam ediyor. İlk hafta Mınarımız'a gittik herkes birbiriyle tanıştı, kaynaştı. İkinci Hafta da Bloggünü'nün şekeri Sheker'e misafir olduk, sınav öncesi biraz moral de verdik çaktırmadan :P
Şimdi de 3. Haftamız da Besin yahut BaşakEsin de. Eeee havalar ısındı etti hafta sonu İzmir'e doğru keyif çatmaya gidelim dedik, Başak'a geldik. (hem memleketim sayılır, orada doğdum ne de olsa :P) Başak pek sevinmişti öğrendiğinde geleceğimizi, bir baktık sevinç işini iyice aşmış, türlü türlü hazırlıklar yapmış sağolsun. Eeee huyu kurumasın :P Yaptığı işi her anlamda en iyisi olsun diye yaptığı için bu hazırlık işinde de bayağı masraf da etmiş çaba da sarf etmiş ((: Bakın bu kız blogunda da böyle haaa. Gelir hani öyle rast gele baştan savma bir şey yazayım da geçeyim aman ne olacak falan diyemez. Başını kaşıyacak zamanı olmasa bile girer bloguna yazılan yorumlara cevaplarını yetiştirir, yeri gelir kendi bilgisayarında ya da blogunda falan yaşadığı problemleri nasıl çözdüğünden bahseder, faydası başkalarına da dokunsun yazdıklarımın der. Biraz kurcalarsanız kesinlikle bir şekilde kendinize faydalı bir yazı bulabnilirsiniz bence (: Heee pek de süslüdür bakın onu da demeden geçmeyeyim((: Örneğin Şu süslü şeylerine ya da dilék'le yılbaşında aldıkları cüzdanlarına bakarsanız dediklerimi özetliyor zaten (((:
Süsü püsü bir yana, bilmediği şeyleri elinden geldiğince oturur kendisi kurcalar, bulamazsa da sorar ama oturur kendisi yapar. Yani "Ya şöyle bir sorunum var yapıversene, hallediversene" demez, nasıl yapacağını sorar oturur kendisi uğraşır ((:
Baksanıza geleceğimizi haber alınca, pek pasta masta yapmayı bilmediği için :P, oturup pasta börek tarifi aramış bulmuş falan :P
Neyse Hülya da benden önce gelip kurulmuş baş köşeye, ses çıkartmayayım da nasılsa mutfağa yardıma falan kalkar şimdi ben de yerini kaparım hemen :P
Haaa bu arada Başak, Et yemeden doymayan biri olarak baktım senin etli bir şeyler yapacağın yok bi küçük kuzu getiriverdim artık hazır hava da iyiyken bir mangal partisi yaparız olmaz mı :P



22 Nisan 2008 Salı

"İnsan Dediğin Hamur Misali" Demiştik...

"İnsan Dediğin Hamur Misali" demiştim ve size atmıştım topu uzun bir süre önce, sizin yaklaşımlarınız nasıl olacak diyerek. Çeşitli yaklaşımlar geldi ki çok da güzel fikirlerdi hepsi, paylaşanlara teşekkür ediyorum. Tamam artık sıra bende :P Kuyuya attığım taşı çıkartma vakti diyebiliriz :P
Geçenlerde annem misafirlerine yapacağı şeyler için hamur yoğururken sohbet geçti aramızda "Eskiden şöyleydi, böyleydi" diyerek. Odama geldiğimde ise bir şey aklmda beliriverdi. Sonrasında ise şöyle bir yazı yazmışım;
"Hatırlar mısınız eskiden fırınlarda kilo ile hamur satarlardı. Bilmiyorum hiç denk geldiniz mi 10 - 15 sene öncesinde vardı. Belki de hala vardır, belki de sadece Dikmen(Ankara)'deki fırınlarda vardı, bilemiyorum. Ama benim yolum çok sık düşerdi hamur almak için fırınlara. Annemin ya da Teyzelerimden birinin misafiri gelecektir, acelesi vardır, Ömer(ki bu bizzat kendim oluyorum) bir koşu fırına gider alır gelirdi. Kimi zaman börek yapılırdı, kimi zaman poğaça, kimi zaman ekmek v.s.... O aldığımız hamur şekilden şekile, türden türe giriyordu. Kimi zaman biraz un katıp katılaştırılıyor, kimi zaman su katıp hafif gevşetiliyor, kısaca uygun görülen, olması gerektiği düşünülen şekile getiriliyordu.
Şöyle biraz düşününce insanın hayatı, kişliği falan da aynen bu süreçlerden geçiyor. Undan olmasa da anneden ve babadan yoğurularak geliyoruz bu hayata ve bilincimiz, irademiz oluşuncaya kadar yoğuruluyoruz aile ve çevre tarafından. Kendi seçimlerimizi yapıp, kararlarımızı almaya başladığımızda bakıyoruz kendimize ve gerekli gördüğümüz değişiklikler yapmaya başlıyoruz. Tıpkı annemin ya da teyzemin hamuru uygun görmeyip sulandırması ya da katılaştırması gibi. Fırındakiler hamuru en genel haliyle yoğururlardı. Zira misal hamurdan tuzu çıkartmak imkansız ya da çok zahmet isteyecek bir şeydir, ama tuzsuz hamura yeteri kadar tuz eklemek kolaydır. Aile de böyle yoğurur çocuğun kişiliğini. Çocuk genel vasıflarını edinir, ileride de kendisine has vasıfları kendisi edinir, tuzunu, kıvamını kendisi ayarlar bir nevi. Nasıl herkes hamurun kıvamını doğru tutturamıyorsa, herkesin yaptığı kekin, pastanın tadı lezzeti ayrı oluyorsa, kimisinin yaptığı mükemmel lezzetli kimisininki ise yenilemeyecek kadar kötü bir tatta oluyorsa, kişinin hayatı da kişinin tercihleri ve kararları doğrultusunda aynen böyle iyi ya da kötü yöne gidebiliyor.
Aman siz siz olun ne hamuru güzelce kıvamına getirmeden pasta börek yapmaya çalışın, ne de çocuklarınıza karşı üzerinize düşen, onları yoğurma görevini yerine getirmeyi ihmal edin. Tabi her şeyin yerinde ve zamanında olması gerektiğini ve her şeyin fazlasının zarar olduğunu unutmadan (((:

Bu bir bakış açısıydı ve daha önce size sorduğumda gelen fikirlerin yanında pek bir yavan kalmış durumda. Uzun zamandır bir kaç noktası içime sinmediği için bekliyordu bu yazı ama neyse deyip yayınladım (((:

Dr. Sheker Hanım Lütfen Ameliyathaneye!!!

Şunun şurasında 6 yıl üniversite, TUS du, Asistanlık dönemiydi falan derken yaklaşık 11-12 yıl kadar sonra gideceğiniz bir hastanenin koridorunda "Doktor Gizem Hanım Lütfen Ameliyathaneye" kelinde bir anons duyarsanız bilin ki bu "Sheker Gızımız"ın ta kendisi. Bakın ben tanıyorum kendisini az da olsa, doktor ihtiyacınız olursa söyleyin Sheker'e iletirim o yardımcı olur kırmaz beni :P
Sheker Gızımız şimdilik, ÖSS girip başarılı olacağı güne kadar, blog falan yazıp böyle ara ara içini döküyor. Ha ÖSS sonrası bu yazma işine devam edecektir ama o zaman apayrı bir içerik olacaktır eminim. Böyle "dadından yinmez" yazılar falan bol bol olacaktır. Ama şu an için günlük şeklinde, blog kavramını amacına uygun bir şekilde, kah yaptıklarından bahsederek, kah can sıkıntılarını yazarak, kullanıyor. Zaten blog yazma konusunda bayağı tecrübeli. Hatta benden 2 kat daha tecrübeli bu işte, zira taaa 2006 dan beri yazıyor. 1 yıl kadar Blogcu üzerinde yazdıktan sonra mekan değiştirip gelmiş Blogger a. İyi de olmuş zamanla kafasına göre yazmış da yazmış, bir yandan boş durmayıp kardeşi "Jelibonu"nu da blog işine sokmuş. Eeee etrafına faydalı olmak kanında var demekki baksanıza (((:
Neyse işte Bloggünü etkinliğimizin şekeri olsun, tadı olsun deyip özellikle dahil etmiştik 2. sezon üyelerinin arasına. Eee hakkını da vermiş gelen misafirlerini ÖSS telaşına rağmen güzelce ağırlamış. "MIŞ" diyorum çünkü ben yetişemedim. Bazı sağlık sorunlarım sebebiyle açıkcası 1-2 haftadır sıkıntılıydım, şu bir kaç gündür daha da sıkıntılı geçti. Haliyle yetişme imkanım olamadı, ben de altını kapıdan verip döndüm, hem rahatsızım hem de oyalamayayım Sheker'i diye.
Neyse ben yokken de güzelce eğlenmişler, keyiflerine de bakmışlar, okuyunca ben de keyfe geldim (((:
Eeee artık bana müsade.

Kendinize dikkat edin (((:


Çürük OmAr

11 Nisan 2008 Cuma

Mınar'a Gittik Hoş Gittik, Leeey Leyyy Lüm Lüm Leyyy...

Ve evet BlogGünü diyerek başladığımız "Blogda Altın Günü" 2. Sezonununa başlıyor demiştim Şu Başlıkta. İşte açılışımız geldi çattı. Yeni katılan arkadaşlarla ve eski, kıdemli arkadaşlarla ilk buluşmamızı "Mınar"da yapalım dedik ve işte ben de çıktım geldim Mınar'a.
Gelmesine geldim de biraz erken geldim. Zira madem gün olayını ortaya attım eee kalkıp ilk benim gelmem gerek ama değil mi (((: Hem de misafirliğe Mınar'a gidiyoruz, ilk koşup gelen ben olmalıyım da zaten ((: Geldik Mınar'a ki gün bahanesiyle bir hayırlı olsun da diyelim değil mi? Henüz gidip görmemiş olan ender kişilerden biriyseniz bilmezsiniz siz. Mınar'ın mekanı her ne kadar yeni gibi dursa da her bir yanı keyifli keyifli paylaşımlarla dopdoluydu yakın zamana kadar. Ama bahar temizliği yapayım derken birazcık(!) galeyana gelip "Yeniden Başlasıııınnnnn" şarkısı eşliğinde ortalığı kökünden temizleyivermişti. Neyse nasılsa mekan onun mekan Mınar aynı Mınar eskisinden daha dolu doluo olmaya doğru ilerliyor, bakalım kısmet.
Ben böyle sizlere laf anlatayım derken bir yandan geldim Mınar'a içeri girip kuruldum baş köşeye. Tabi Mınar ikramları hazır etmekle, hatta benim tarçınsız elmalı tatlımı yapmaya mutfağa çekildi hemen. Neymiş efendim erkenden gelmişim, diğerleri gelmeden pastayı falan filanı yetiştirmekle meşgul olacakmış. Hıhh (:P). Madem öyle mutfakta Mınar Hanım, biz de gelin az dedikodusunu yapalım da görsün bakalım, hıh (burnu teee tepelerde olan kendini beğenmiş smile)
Mınar'a aslında izin vermesem de az trip yapsaydım iyi olurdu ama kızcağız birazcık(!) duygusaldır. Yazdıklarını girip okursanız blogunda farkına varırsınız. O yüzden şimdi canını sıkmayayım. Zaten haftaiçi işinde koştur koştur uğraşıyor yorulup keyfi kaçıyor bari hafta sonu keyfini bozmayayım değil mi?? Hoş sinirini, sıkıntısını, derdini hatta Saçını Boyatma Macerasını bile blogunda yazar, döker içini ne var ne yoksa. Hem de gayet rahat ve keyfince yazar. Zira blog onun için içini döktüğü, bir yandan da yapılan ufacık bir yorumla bile keyfe geldiği bir yer. O sebeple her hangi bir kaygı gütmeden, içini döke döke, ne var ne yoksa anlatır. Bazen de e-posta olarak eline gelen, bloglarda karşılaştığı yazıları paylaşır. Ama tabi ki kaynağını belirtmeyi asla es geçmez. Tabi arada ilginç huyları ile de karşılaştığımız oluyor. Durup dururken bloguyla konuşur falan ama biz böyle durumlarda görmezden gelip kendi haline bırakıyoruz onu :P :P Neyse neyse şimdi duyarsa falan başıma iş açmayayım, biraz da diğerleri gelince yaparız dedikodusunu. Şimdilik bu kadar yeter.
Tekrardan hoş geldin Mınar "BlogGünü"ne ((:

05 Nisan 2008 Cumartesi

Blogda Altın Günü 2. Sezon Başlıyor...

Geçtiğimiz Kasım ayı ortasında ŞU başlıktaki yazı ile "Günlük hayatta altın günü oluyor da, Bloglarda blog günü neden olmasın" deyip 7 kişi "Blog Günü" fikrini hayata geçirmiştik. www.bloggunu.com u da mekan edinmiştik. Her hafta birimize ziyarete gittik. Pek de faydalı oldu. Her şeyden önce birbirini tanımayan 6 kişiyi bu olaya davet edip katmıştım ve "Blog Günü 1. Sezon" noktalandığında 1 fire ile 6 kişi çok güzel bir grup olduk, pek de güzel muhabbet çevirir, yeri geldiğinde elimizden geldiğince birbirimize yardımcı olur olduk. Bir nevi "Küçücük" bir Sosyal Ağ oldu aslında bu fikir ((: Haa öyle bir amacımız gayemiz yok, sadece bir benzetme ((:
Evet 2. sezon için çok da acele etmeden 6 kişi kendi aramızda toplantı yapıp bu fikri biraz daha renklendirmek için ve bir sisteme oturtmaya yönelik fikirler oluşturduk. Ve şimdi de 2. sezona başlıyoruz. Hayırlı olsun diyelim ((:
Peki yenilikler neler??
Her şeyden önce gün üyelerine 7 blog yazarı arkadaşımız daha kattık. Yeni arkadaşlarımız kimler derseniz de şöyle hemen sıralayalım ;
BaşakEsin - www.basakesin.net
Dilek - http://dilekcetin.blogspot.com
Sheker - http://blogshekeri.blogspot.com
Hülya - www.hulyakonar.com
Mınar - http://pinaraltuntas.blogspot.com
Taluyka - http://taluyka.blogspot.com
Sevval Elif - http://elifsevvalsolmaz.blogspot.com

Üzücü bir şey ise 7 yep yeni gün üyesi kazanırken "Yağmur" blog yazmaya ara verdiği için bir süre güne de gelemeyecek, neyse ona da pasta falan bir şeyler ayırırız, geldiğinde yer o da :P
Şu an toplam 12 kişi Altınları hazırladık başlamayı bekliyoruz. Açılışı HaftayaHaftasonunda Mınarın blogun da yapacağız, ilk hafta ondayız artık (((:
Ayrıca temamızı da yavaştan yeniliyoruz. Arandı tarandı bu tema da karar kıldık. Henüz üzerinde bazı oynamalar yapamadım ama açılışa tam olarak yetişecek umuyorum ((:
Yenilikler, yeni fikirler çok ama hepsini bir anda bitirmeyelim. www.bloggunu.com u takip edenler zaman içinde yenilikleri fark edecektir (((:

Yeni arkadaşlar aramıza buradan selam ederim, ayrıca "alamanyada" olmasa da teyzeme el sallıyorum buradan.( 5 tane var, hangisi üzerine alınırsa artık :P )


OmAr
Meraklı Güncübaşı