Daha önceden bir kaç yerde bundan yıllar yıllar önce Çankırı da Süleyman Demirel Fen Lisesi’nde okumuş olduğumdan bahsetmiştim, bilenler bilir. Her neyse, gayet güzel ve her saniyesinde ilginç bir hikaye yaşanan 3 yıl geçirmiştim orada. Öyle bir şey ki sanki yapılan o sınavda (LGS, OKS yerine o sene O.Ö.S.S. gibi bir şey deniliyordu) bilgi ölçerken “atraksiyon” potansiyeli yüksek olanları özellikle seçmişlerdi. Hatta onlardan bizim okula girenlerinde geyik potansiyeli hat safhada olanları da bizim sınıfa toplamışlardı. Zaten yurtta kaldığımız için erkekler olarak hemen hemene 24 saatimiz beraber geçtiği için mevcut geyik ve muziplik potansiyelimiz katlanarak artıyordu. Ancak geyik bir yana birbirimize destek konusu çok daha öne çıkan bir husustu. Eeee destek iyi günde, kötü günde ve tabi ki “Sınavlarda” da üst düzeydeydi. Ancak hocaların bu desteği “Çirkin bir şey” olarak görmesi her zaman bizi üzen bir durum olmuştu. Hatta inanmazsınız bu desteği “kopya” olarak algılayan hocalarımız bile vardı, evet evet kopya olarak görüyordu bazı hocalar. Bakın bir örnek olay anlatayım siz de göreceksiniz ki bizim yaptıklarımız tamamen kopyadan başka bir şeydi...
Lisedeki 3 yıl boyunca (1 - 2 istisna hariç) en çok destek ihtiyacını duyduğumuz dersimiz İngilizceydi. Her ne kadar Fen Lisesi de olsak en yüksek ders saati ingilizcenindi. Lise 2 deydik ve ingilizcede son sınav gelmişti. Sınav test olacaktı. Sınıftaki arkadaşlardan birinin ingilizcesi çok iyidi, geri kalanların büyük kısmının ise uzmanlık alanı farklı konulardı, ingilizce konusuda uzmanlık dışında kalıyordu. Eee son sınav, çoğumuzun yüksek notla geçebilmesi için iyi bir not alması gerekiyor. Tabi durum böyle olunca acil destek çalışmalarına girişmek gerekliliği ortaya çıktı. Bir süre düşünüp ve fikir paylaşımı yaptıktan sonra ilgili çalışmalara giriştik. Bu destek çalışmaları kapsamında bir kalem kutusuna sığabilecek büyüklükte üzerinde ufak bir mikrofon sistemi olan radyo vericisi yapıp kalem kutusuna koyuldu. Sınav sırasında bu kalem kutusu ingilizcesi iyi olan arkadaşın (DataBase'in :P) önüne koyuldu, o sınavda cevapları hafif fısıltıyla kalem kutusuna (vericideki ses alıcı kısıma) söyleyecekti, biz de "walkman" lerimizi vericinin frekansa ayarladık, kulaklıklarını da ceketlerin koluna sokup sakladık. Sınavın son 10 dk. sında arkadaş cevapları vermeye bizde kafamızı elimize dayayıp çaktırmadan cevapları radyodan dinleyerek almaya başladık. Tabi dikkat çekmemek için herkese 2 şer sayı verildi o numaralı soruları yanlış yapcaktı özellikle, zira hoca herkesin aynı puanı almasından kıllanabilirdi. Sonuçta destek çabaları sonuç verdi herkes sadece 2 yanlış yapıp 90 aldı ortalamalarımız da çok keyif verici oldu, ayrıca da bu olay mükemmel bir eğlence oldu bize. :P (((:
Şimdi, elinizi vicdanınıza koyup söyleyin, bu yaptığımızın neresi "kopya", kim diyebilir ki bu yaptığımız kopya çekmek. Sorarım size bu çaba, emek, uğraş, organizasyon, fikir ve destek çalışmasına kopya demek insafsızlık olmaz mı??? Yanlış mıyım?? Bu yaptığımız kopyadan apayrı bir şey değil mi ama??? (((((:
Not: Bu yaptığımızdan hiç bir hocanın haberdar olmamış olması, falso vermeden temiz bir şekilde işin içinden çıkmış olmamız sebebiyle bu yaptığımıza hocalardan kopya çekmek diyen olmadı, olamadı, ama haberdar olsalardı kesinlikle bu çabaya çamur atıp(!) kopya derlerdi :P :P
11 yorum:
walla kimse kopya diyemez bu emeğe yaa (=
gerçekten baya farklı uzmanlık alanları varmış sınıftakilerin...
kopya çekmek için radyo vericisi yapmak kimden çıktı acaba bu orjinal fikir :P
O fikir Fatih isminde şu an İnşaat Müh. liği yapan bir arkadaşa aitti. Dayısından belki lazım olur diye devre şemasını getirmiş bir ara sonra fikir fikri açtı, çaktırmadan konuşabilsek dedik, ee cep telefonunun büyüklerde tek tük olduğu zamanlardı :P haliyle de kendi işimizi kendimiz görüp Fatih'in verici fikrinde karar kıldık...
Bu kadar kasmanın gereği var mıydı? Kesinlikle vardı, hocaların psikopatlıklarını da başka bir zaman anlatırım o zaman daha açık olur her şey :P:P:P
kopya mı, yok artık :))
Buna kopya diyen çarpılır valla mübarekler sınav değil sanki james bond filmi gibiymişiniz:)
Merak ettim de bir uğradım (:
ben kopya muamelesine karşı bir insanım. bir kere kopya çekmek fikir hırsızlığı değil bir sanattır çünkü herkes kopya çekemez. belli bir birikim gerekli ve belli konularda uzman olmak gerekir.
mesela çok profesyonelce yalan söyleyebilmeli ve soğuk kanlı olmanız gerekir siz çalışma yaparken hoca baktığında normal işleminize devam etmeniz gereklidir en ufak bir teredütte hop yakalarlar.
önerilerim;
sınavdan önce kantinde dönen geyiklerde hocalar varken fake kopyanızı hazırlayın ve sınava girerken bunu sizden isteyeceklerdir bu şekilde siz üstünüzdeki gözleri kaldırmış olabilirsiniz ve orjinal hatırlatma kağıdınızla sınav yaşantısına devam edebilirsiniz.
hangi örgüttensiniz ya siz, söyle! amatör işine benzemiyo bu, emekli komutan filan mısınız hepiniz, eski mafya mısınız nesiniz ya :) hangi gizli birliklerde görev aldınız. naptınız abi bana böyle. apıştım kaldım.
bende bayaağ merak ettim uğradım ayrıca mesajınızı aldım teşk ederim, bakın bakalım nasıl olmuş site :)
@omar teşk ederim en kısa zamanda dediğiniz sanatçıyı bloga yazıcam
Kopyamı "bence de " haşaaa :D
Bayağı organizeymişsiniz valla :D
Maşallah!
Stick, ya normal bir eğitim, öğretim hayatı yaşatmış olsalardı hocalarımız bizde gayet normal, küşük kağıtlara yazılmış hatırlatma notlarından ya da ne bileyim klasik sınavlardaki yardımlaşma yöntemlerine başvururduk. Şöyle düşün Fen Liselerine hocalarda öğrenciler gibi sınava girip geliyorlardı ve sanırım yeterli derecede psikopat olmayan o sınavı geçemiyordu, haliyle de bizim eğitim - öğretim sürecimiz psikopat hocaların ışığında geçmişti. Sonuç işte yukarıda (((:
Yorum Gönder